<HAK YOL İSLAM-1>
HAKYOL İSLAM-1 (Hidayete erenler)
Benim hakkımda

DİNİ SİTE

Son yazılarım
Menü
ARKADAŞLARIM

DİĞER SİTELERİM



DİĞER SİTELERİM


TAVSİYE SİTELER





TRANSLATE-GOOGLE-ÇEVİRİ





















Kuran-ı Kerim
KÜTÜPHANEM
» Duanın kabul olması için-Ana Sayfa
» KUR'AN İKLİMİ
» 40 Hadis-i Şerifler
» Vaazlar
» Sorularla Dinimizi Öğren
» islamda Cinsel Hayat
» Adet, Lohusalık, Regl
» Dua nedir? Çeşitli Dualar
» Din Nedir?
» İman Nedir Nasıl edilir
» Adab-ı Muaşeret
» Dini Şiirler
» Peygamberimizin Hayatı
» Mezhebler
ADAB-I MUAŞERET
» Selamlasma Adabi
»
Saygı Adabı
»
Kardeşlik Adabı
»
Komşu Adabı
»
İzin İsteme Adabı
»
Yemek Adabı
»
Elbise Adabı
»
Doğruluk Adabı
»
Sır Tutma Ahlakı
NAMAZLAR(Resimli)
» Namazın Kılınışı Resimli
» Namaz Kılma Tablosu
» SABAH NAMAZI
» ÖĞLE NAMAZI
» İKİNDİ NAMAZI
» AKŞAM NAMAZI
» YATSI NAMAZI
» Cuma Namazının Kılınışı
» Bayram Namazı
» Cenaze Namazı
» Kaza Teravih Yolcu Namazları
» Sehiv Secdesi (Unutma Secdesi)
» NAMAZDA OKUNAN DUALAR (Sesli)
ABDEST(RESİMLİ)
» Abdestle ilgili Bilgiler
»
Abdest Alınışı Resimli
»
Abdesti Bozan ve Bozmayan Durumlar
»
Gusülle ilgili Bilgiler
»
Teyemmüm Bilgiler
»
Teyemmüm Resimli
MÜBAREK GÜN VE GECELER
» Kadir Gecesi
»
Mevlüt Kandili
»
Regaib Kandili
»
Miraç Kandili
»
Beraat Kandili
»
Mübarek Günler
»
Üç Aylar
» Kandil Mesajları
KISSADAN HİSSE
» 33 ADIM
»
86400 Saniye
»
Hüzün
»
İçki İçmek
»
Yaban Kazları
ÖNEMLİ DİNİ BİLGİLER
» Oruç ile ilgili Bilgiler
»
Zekat ile ilgili Bilgiler
»
Hac ile ilgili Bilgiler
»
Kurban ilgili Bilgiler
»
VEDA HUTBESİ
HURAFELER
» HURAFELER
» SİHİR=BÜYÜ
» MUSKA
» MUMYAKMAK
» KURŞUN DÖKMEK
» FAL AÇMAK
» Günlerin Uğursuzluğu








İNSANİ YARDIM VAKFI



KATİLLERİ BOYKOT

ARKADAŞINA TAVSİYE ET!



ANKET
HANGİ BİRLİĞE GİRMELİYİZ?

İSLAM BİRLİĞİ (D-8)
AVRUPA BİRLİĞİ
TÜRK BİRLİĞİ
ASYA BİRLİĞİ (ŞANGAY BEŞLİSİ)
FİKRİM YOK


SON DURUM








weblogs






free counters



Free Traffic Counter




20 sayfadan 1 . sayfa

SAYFAYI GERİ ÇEVİR

|

SAYFAYI İLERİ ÇEVİR

5/5/2009 - İslam davetçisi Yusuf Estes ile Müslüman Olduktan Sonra Yapılan Görüşme

Yusuf Estes, önceleri hıristiyanlığa çağıran birisiydi.Müslüman olduktan sonra batıda İslam'a çağıran en belirgin "İslam Davetçisi" olmuştur.Pek çok etkinlikleri vardır.Bu video, onun müslüman oluşunun öyküsünü açıklamaktadır.

 

Sheikh Yusuf Estes, PhD.1944 Ohio  doğumlu bir Amerikan İslam davetçisi.

 "İslam Misyonu Vakfı Uluslararası" İslami bir araştırma grubu olan Kur'an ve Sünnet'te göre İngilizce İslam'ın mesajı sunmak için davet yapmakta. 

Müslüman olmadan önce,Yusuf Estes’i Teksas  Protestan Hıristiyan  Kilisesi mezhep üyeleri onu “Disciples of Christ” yani “İsa mesihin müridi”olarak çağırırdı.

Yıllarca insanları hıristiyanlığa çağırdı.

1962 1990 arasında, o, bir müzik öğretmeni ve müzik bakanı ve Estes Piyano ve Organ Şirket de dahil olmak üzere çok sayıda enstrüman şirket sahibi olarak müzik endüstrisi, eğlence, pazarlama alanında kariyer yaptı.

Müslüman oluşu

 

1991 yılında Estes, Mısır'da Muhammed adında bir Müslüman ile iş anlaşmalarına vardı.

 Hıristiyanlığı yaymak için çalışan Estes, Mohamed’den  İslam dini ile ilgili bilgiler öğrendi. Bundan sonra Müslüman olur. 

O  Arapça dili öğrenir ve Mısır, Fas ve Türkiye'de Kur’an çalışmaları takip eder. 

 2005 yılından bu yana, Yusuf Estes düzenli olarak IslamChannel üzerinde in the UK, as well as Barış TV'de Huda TV 24 / 7 gibi İslami kanallar, dünyadaki pek çok ülkede yayın, uydu ve web sitesi WatchIslam.com TV Kanalları üzerinden islamı anlatır..

Son çalışmalar, Müslüman gençlerin İngilizce konuşma ve Müslümanlar dahil paylaşımı videoları ve Müslüman sohbet odası ve küçük çocuklar için Anaokulu Öğrenme doğru yönlendirilir.

 Son Televizyon serisi ve Müslüman çocuklar için İngilizce "Qasas Ul Anbiya" - hikayelerini yazar

 

 


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


5/5/2009 - ABD 'nin Ünlü 'Paparazzi 'si Müslüman Oldu


ABD 'nin Ünlü 'Paparazzi 'si Müslüman Oldu

 

Amerika'daki ünlülerin özel fotoğrafçısı ya da başka bir ifadeyle'paparazzi'si Nicole Queenn,müslüman oldu.Queen'in kareleri en çok okunan dergilerinin vazgeçilmeziydi.

 

Ancak bir gece YouTube'da İslam'ı anlatan videolar sayesinde Müslümanlığı kabul etti. Teksaslı fotoğrafçı Nicole, hayat hikâyesini anlattı.

Amerikalı ünlülerin fotoğrafçısı Nicole Queen, uyuşturucu bağımlısı genç bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi uyuşturucu sattığı için tutuklanıp 30 yıl hüküm giydiğinde henüz 4,5 yaşındadır. Sonra abisiyle birlikte annesinin kuzenine evlatlık olarak verilir. Evlatlık verildiği ailenin yanında çok zor günler geçiren Queen'in anneannesinden öğrendiği bir alışkanlığı vardır. Her pazar otobüse binerek kiliseye gider. Bu durum 17 yaşına kadar devam eder. 17'sine geldiğinde bir apartman dairesi kiralayıp tek başına yaşamaya başlar. Hem okur hem de çalışıp kirasını öder. Bir fotoğraf stüdyosunda makyöz olarak iş hayatına atılan Queen, bir süre sonra fotoğraf çekmeye başlar. Sonra menajerlik yapar. Amerika'nın değişik kentlerine gidip fotoğraf stüdyoları kurar. Tam beş yıl şehir şehir dolaşır. Yorulduğunu farkettiğinde Dallas'a geri döner. Burada kendisine bir stüdyo açarak meşhur W otelindeki Ghost Bar'da ünlülerin katıldığı davetlerde işini yapmaya devam eder.

 

"Hayatta tek kişi umurumdaydı: BEN"

 

Queen'in fotoğrafçılığını yaptığı ünlüler arasında Justin Timberlake, Owen Wilson ve Kate Hudson gibi dünyaca ünlü isimler var. Onlarla birlikte birçok ünlü sporcu ve pop starın da fotoğraflarını çekme imkanı bulur. Zamanla sadece burada değil, ünlülerin gittiği diğer eğlence merkezlerinde de fotoğraflar çeker ve bunlar her hafta hem Dallas'taki gazetelerde hem de People ve Paper City gibi dergilerde yayınlanır. Dünyaca tanınan Vogue dergisinde yayınlanınca Queen'in ünü daha da artar. Çevresi genişler. "Her istediğim partiye girebilirdim ve her gittiğim partide muhakkak bir arkadaşla karşılaşırdım. Aşırı seksi, dekolte kıyafetler giyiyor ve bir ton makyaj yapıyordum. Çok popülerdim. Çoğu zaman hayranlarımla karşılaşıyordum. Benimle fotoğraf çekiliyor ve bunları myspace ya da facebookta yayınlıyorlardı. İçtim, eğlendim... Hayatta tek bir kişi umurumdaydı: BEN." diyen Queen, zaman içerisinde içinin sıkıldığını, yaptığı işin hayatını ve özellikle de ruhunu yıpratmaya başladığını fark eder. Queen, o günleri için 'Fena bir hayat tarzı bu.' diyor.

Bir gün Justin Timberlake ile gittiği partide kalabalıklar etraflarını sarar. O zamanki halini şöyle anlatıyor; "Magazincilerin flaşları patlıyordu, üç poz çekip makineyi boynumdan indirdim. Artık devam edemeyecektim. Kendimi çok kötü hissettim. İnsanların çığlıkları, flaş patlamaları, etten duvar ören bodyguardların hali, bağırıp duran menajerler... Justin Timberlake'in normal bir yaşam tarzı sürememesinin sebeplerinden biri de benim. 'Hayatımda güzel olan nedir' diye merak etmeye başladım. Etrafımdakilere iyilik olarak ne yapıyordum ki? Hiçbir şey... Sadece eğlenen ve içen insanların resmini çekiyordum. Wow! İşte bu da benim Amerika'ya katkımdı; dünyayı daha materyalist ve boş bir yer yapmak için!"

 

"İslam'ı YouTube'dan öğrendim"

 

O geceden sonra kim olduğunu, hayatta neler yaptığını, dünyaya niye geldiğini sorgulamaya başlamış Queen. Gece kulüplerinin yüksek sesli müziği, eğlenen insanların çığlıkları sürekli kulağında yankılanır, uykuları kaçar. İşte bu sırada kendine bir soru sorar: "Allah'a hayatını açıklamak zorunda kaldığında ne diyeceksin? Aman Allah'ım ne diyebilirim ki: mmm, üzgünüm Allah'ım ama çok meşgulüm, içki içmekten ve insanlarla takılmaktan Seni düşünmeye hiç ayıracak vaktim olmadı. Başkalarına yardım edecek vaktim de..."

Böyle düşündüğü dönemde bir arkadaşı, youtube'da bazı videoları seyretmesini tavsiye eder. Bu, Müslüman olan Teksaslı bir papazın, Yusuf Estes'in videosudur. Estes, artık sabahları uyandığında hayatın daha anlamlı hale geldiğini söyler. Queen'e göre "Ah, söyledikleri kulağa ne kadar hoş geliyor." Artık gece işten geldikten sonra internete girip güneş doğana kadar araştırma yapmaktadır. İslamiyet'i kabul eden insanları dinler. Bunlardan biri de Yusuf İslam'dır. "Yusuf İslam'ın Müslüman olmasının sebepleri benim sebeplerimle aynıydı. Aman Allah'ım sonunda aradığımı bulabildim!" diyen Queen, şöyle devam ediyor: "Hatırlıyorum, bir arkadaşım (şimdiki eşim) bana o zaman şöyle demişti: 'Seni çekici ve hoş bulan insanlar kim ki? Ne tip insanlar onlar? Onlar aynı senin gibi tipler, hayatta sadece kendini düşünen ve başka bir idealleri olmayan insanlar'. Bu sözler çok acıydı. İçimi parçaladı. Fakat arkadaşım geçiş dönemimde benim en büyük destekçim oldu. Bir gün evime yakın bir camide yeni Müslüman olanlara verilen derse katılmak istedim. Üstüme giyecek uygun bir kıyafet bulmak için dolabıma baktım. İyi şanslar! İşte o gün delirdim. Dekolte ve seksî kıyafetler ve dar kot pantolonlardan başka bir şey yoktu. Ağlamaya başladım. Nasıl bir hayatım vardı? Kıyafetlerimin çoğunu büyük bir utançla atmaya başladım. Sonra da 2007'nin nisan ayında şehadet getirip Müslüman oldum. "

 

"Eski arkadaşlarıma gelince..."

 

Queen, Müslüman olduktan sonra gittiği işlerde ve mekanlarda daha seçici davranır. Eski arkadaşlarıyla irtibatı kesmez ama mesela onlarla artık bara gitmez. Evlenir. Eşinin ailesiyle tanışmaya Ürdün'e gittiğinde başını örter. Başörtülü olarak toplumda gezmek onu çok rahatlatır. Dallas'a döndüğünde de başını açmaz.

Queen fotoğrafçılığa devam ediyor. Ama kendi deyimiyle 'daha temiz işlerde' çalışıyor. Eskisi gibi kulüplerde ya da çılgın partilere gitmiyor. Şimdi daha çok vakıf toplantılarında ve düğünlerde fotoğraf çekiyor. Ayrıca Müslüman Amerikan Derneği ve İslamiyeti Kabul Eden Hanımlar organizasyonlarında faal olarak çalışıyor. Bazen okullara gidip İslamiyet'i anlatıyor.

 

Nicole Queen: "Çok mutlu bir evliliğim var. Allah'ın rahmetiyle ailemize yeni bir fert katılması için ümit ediyoruz. Arkadaşlarımızla akşam yemeklerine gidiyoruz. Eşimle göl kenarında piknik yaparken güneşin batışını seyrediyoruz. Eşimin iş yerinin davetlerine katılıyoruz. Eski gece partilerinin ve bencil insanların muhabbetlerinin yerini işte bunlar aldı. Bence çok güzel bir değiş tokuş."

 

Zaman


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


4/5/2009 - Yaşar Alptekin'le Ramazan ve Oruç'a dair..


Yaşar Alptekin'le Ramazan ve Oruç'a dair..
 
 
'Keşke Ramazan'dan sonra da herkes birbirine gülümsese' diyen Yaşar Alptekin'in Ramazan ve oruç'a dair düşünceleri...

İlk orucunuzu hatırlıyor musunuz?

İlk orucumu çocukken tutmuştum. Yaşımı tam hatırlamıyorum. Ramazan'ın başında, ortasında, sonunda birer gün oruç tutmuştum. Namaz kılmaya başlamadan önce tam Ramazan orucu hiç tutmadım.

Ramazan davulcusu benim için çok önemliydi. Sesin giderek yaklaşması inanılmaz hoşuma giderdi. Bütün manileri ezberlemiştim. Sanat camiasının içine girdiğim zaman zaten çok olmayan duygularım iyice koptu. Ne zaman ki namaz kılmaya başladım, oruç da tutmak istedim ama ilk Ramazan ayında tutamam, açlığa dayanamam diye korkuyordum. İlk gün tuttum, bir şey olmadı. 2-3 derken Ramazan'ın sonuna geldik. Bittiğini bile anlamadım.

Oruç tutmak ruh dünyanızı nasıl etkiliyor?

Oruçlu olduğum zaman ibadete daha çok yöneliyorum. Manevi duygularım daha çok kabarıyor. Yoksul, yardıma muhtaç insanlara daha farklı yaklaşıyorum. Gönül gözünüz açılıyor.

Oruç tutmanın sizin için manası nedir?

Oruç, aç kalmaktan ibaret değildir; bütün azaların tatile girmesidir. Geçen Ramazan'da motorumla trafikte gidiyordum. Trafik sıkışıktı. İki arabanın sahibi yolda durmuş, bariz bir şekilde küfürleşiyordu. İçime yediremedim. Gittim yanlarına. Amca bir daha oruç tutma dedim. Sana yanlış öğretmişler. Sen zannediyor musun ki, oruç aç kalmaktan ibarettir. Oruç, kötü söz, kötü göz gibi her şeyden kendini muhafaza etmektir. İftar saati yaklaşınca trafikte yaşanan gerginliği anlamıyorum. Herkes birbirinin yol hakkını gasp etmeye çalışıyor. Oysa bu kul hakkıdır. Orucunu 5 dakika sonra açsan ne olur? Veya arabada aç, suyla hurmayla. İlla dayalı döşeli bir sofrada olmamak zorunda mısın ilk lokmayı alırken?

Oruç tutmak çalışma temponuzu etkiliyor mu?

Hayır. Hayata karşı daha bağlı hissediyorum kendimi. Yoksulun fakirin çektiği sıkıntıyı çekiyorum. Açlığın ne demek olduğunu anlıyorum.

Ramazan'da özel âdetleriniz var mı?

Eyüpsultan benim için çok önemli bir yerdir. Orası beni hep çağırır. Bazen sahuru orada yapmak nasip oluyor. Sahuru genelde arkadaş toplantılarında yapıyorum. İftarı davetlerde yapıyorum. Eskiden daha çok aile ziyaretlerimiz vardı ama şimdi hizmet niyetiyle nereye çağırılırsam gidiyorum. Gün içinde yapmam gereken şeyleri bitirdiğim an ya Aziz Mahmut Hüdai, ya Yahya Efendi ya da Eyüp Sultan hazretlerindeyim. Bu üç sacayağında gidip gelir, dua ederim. Bunun yanında Eyüp'te Zal Mahmut Camii, Topkapı'da Takkeci İbrahim Camii gibi herkesin rağbet göstermediği, gizli kalmış camilere de boş bırakmayalım diye giderim.

Sosyal hayatın içinde Ramazan neşesine dair neler gözlemliyorsunuz?

Geçmiş Ramazanlarla şimdiki Ramazanlar arasında çok fark var. Düşününce tüylerim diken diken oluyor. O Ramazanların ruhu boşaltıldı. Ramazan'da eskiden sahurlara kadar süren çok güzel sohbetler varmış. Sosyal hayatta bir canlanma var; ama o bir makyaj ve görüntüden ibaret bence. Eskiden olduğu gibi oruç tutma ruhu yok.

Ramazan'dan sonra hiç değişmese dediğiniz durumlar var mı?

Ramazan'da herkesin birbirine selam vermesi 'hayırlı Ramazanlar, Allah kabul etsin, iyi akşamlar' demesi ne kadar güzel. Keşke insanlar her zaman birbirine böyle güler yüzlü davransa.

Zaman


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


4/5/2009 - Ramazan öncesi gelen hidayet


Meksika'da Ramazan öncesi gelen hidayet
 
Meksika asıllı Monica Aparicio, Ramazan öncesi gördüğü bir rüya sonunda İslam’ı seçiyor. Rüyasında Kur’an okuduğunu söyleyen Monica, “Allahu Ekber” deyip uyandığını söylüyor.
Monica Aparicio, Meksika’da Müslüman olanlardan. Ramazan öncesi gördüğü bir rüya sonucu İslam’ı benimseyen Monica Aparicio, hidayete giden yoldaki hayat hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Bildiğiniz gibi Meksika’dakilerin % 90’ından fazlası Katolik. Ben aslında geleneksel bir Meksika ailesinde, dedem ve babaannem tarafından yetiştirildim. Çocukluğumdan itibaren beni Hıristiyan olarak yetiştirdiler ve bu dinin doğruluğuna inandırdılar. Okulda da bunu öğrettiler ve etrafımda her şey Hıristiyanlıkla alakalıydı. Herhangi bir diğer din veya inançla alakalı bir bağlantı ortamının olmaması utanç verici idi. Hıristiyanlıkta sadece inanırlar ama doğru mu yanlış mı düşünmezler.

Katolik bir ailede geçen çocukluk yılları

Çocukken çok iyi hatırlıyorum dedem ve babaannem beni her Pazar kiliseye götürürdü. O zaman bir Katolik olarak hiçbir şey anlamazdık ama sadece dinlerdik. Kilisede şöyle bir durum olurdu: Papaz konuşurdu ama doğru mu yanlış mı konuşuyor diye İncil’e bile bakıp kontrol etmezdik. Kimse gerçekten ne düşündüğüyle alakalı bir görüş belirtemiyordu. Duydukları her şey doğrudur düşüncesiyle insanlar bunları alıp, hayatlarına uyarlıyorlardı. Bu olaylar her hafta sonu, Pazarlar birbirleri takip ettikçe devam edip duruyordu. Ben Meksika’nın güneyinden olmama rağmen, on yaşında Meksika’nın kuzeyine taşındığımızı hatırlıyorum, Amerikan sınırına yakın bir yere.

Müslüman eşle tanışma

23 yaşıma geldiğimde, eşimle karşılaştım. Eşim Müslüman’dı. Ailem, tamam iyi bir çocuğa benziyor dedi ve evlenmeme izin verdiler. Üç yıl sonra kızıma hamile kaldım. Eşimle evlendiğimde birbirimize bir söz vermiştik. Benim ona verdiğim söz, çocuğumuzun Müslüman olacağıydı. Benim için eşim o kadar iyi ve hoş bir insandı ki; gelecekte çocuklarımın da Müslüman olmasında bir problem olmayacağını düşündüm. Eşim çok etkileyici bir insandı. Bunun benim açımdan bir problem olmayacağını düşündüm ama ben de ondan ikinci, üçüncü veya dördüncü bir eşle karşıma çıkmamasını istiyordum. Bu konuyu hiç dert etme diye benim gönlümü alıyordu.

Çocuğum Hıristiyan mı, Müslüman mı olacak?

Çocuğumu kucağıma aldığım an, onun bana tanrıdan gelen en büyük hediye olduğunu düşündüm. Bu çocuğu kendi inancıma göre büyütmem gerek, doğru yolda yetiştirmem gerek diye düşündüm. Ama doğru yolun ne olduğunu hiç bilmiyordum. Hıristiyanlık mıydı? Eşim gece ve gündüz işteyken, ne dediğini anlasam da, anlamasam da çocuğuma İncil’den bölümler okuyup öylece mi yetiştirecektim.

Tanrı kim?

Etrafta Hıristiyan olarak yetiştirildiğini bildiğim biri vardı ve o benden bu konuyla alakalı eşimin de ailesinin haberi olmadan haç ve İncil getirip takıldığımız konularla alakalı her şey için, bir gün St. Antonio’dan, bir gün St. Teresa’dan, bir gün Meryem Ana’dan yardım isteyebileceğimizi söyledi. Sorunlarımıza yardım alacağımız aziz kalmayınca, o arkadaşıma artık tanrıdan bir şeyler istemeliyiz dedim. Tamam dedi. Şimdi tanrı kim? “Seni ve beni yaratan ve ebedi olandır” dedim. O kelimeler üzerine duraksadı ve düşünmeye başladı. Bu açıklamayı yaptıktan sonra tekrar haçımı getirdim ve haça bakıyordum. O da haça baktı. Bu kim diye sordu. Bu tanrı dedim. Peki, biraz önce tanrı ebedidir demiştim. Bu nasıl haç nasıl ebedi olabilir diye sordu arkadaşım.


Tüm hayatım boyunca bu gerçeği fark edememişim. Bu tanrı nerden geliyor diye sordu. Meryem anadan geliyor dedim. O zaman doğrulmuş dedi. Ama tanrının ebedi olduğunu, hiç doğmadığını ve ölmeyeceğini söylemiştin bana. Bu çok çelişik bir durumdu. Benim Hıristiyanlığımı paramparça etti. Ve ona, buna nasıl inanabilirim dedim. Eğer sadece tanrı elinde güç bulunduransa, neden Meryem anadan, rahip ve meleklerden yardım istiyorsun diye sordu. Benim yetiştirildiğim inanç sisteminde düşünmem gereken bir konuydu bu. Meksika’da tamama yakınımız Katolik’tir ve Katoliklikte tekrardan din üzerinde düşünme ve fikir yürütme yoktur.

Hidayet sancıları

O zaman yardıma ihtiyacımın olduğunu anladım ve birinin bana yardım etmesi gerekiyordu, boğuluyordum. Katolik kilisesine gittim. Bir rahibeyle irtibata geçtim. Üç gün kilisedekilerle görüştüm. Saatlerce sorular soruyordum. En sonunda bana söyledikleri onların doğrularına kesinlikle inanmam gerektiği ve bunların tanrının emirleri olduğu idi. Hıristiyanlığa inanmalısın çünkü o haktır dediler. Kanıtlayın dedim, bir delil gösterin. İncil delildir dediler. Bazı kısımlarında çelişkiler olduğunu söyledim onlara. Bana bunların orijinalini verin dedim. Bunlara nasıl inanabilirim dedim. Bu senin dinin ve inanmak zorundasın dediler. “Peki dedim ve bana hiçbir faydalarının olmadığını görerek oradan ayrıldım.

Benim Hıristiyanlığımda tümden huzur bulmama imkân yok diye düşündüm o zaman. Ve artık bitmiştir dedim. Hiç doğru gelen bir tarafı kalmamıştı benim için. Ondan sonra içimdeki boşluğu çok daha fazla hissettim. Sonra tanrıya yalvarmaya başladım. Tanrım, lütfen kimin peşinden gitmem gerek, bana yardımcı ol. Beni, doğru olan hangisiyse ona yönelt.

Hıristiyanlık mı yoksa İslam mı? Benim fikrime göre İslam’da hiçbir gelişme yoktu. Çünkü Müslümanların hareketlerine baktığınız zaman onların daha iyi olduklarını söyleyemiyorsunuz. Dürüst konuşmak gerekirse başörtülü bir kadın görüyorsunuz, yarıya kadar başını örtmüş ve suratında bir kilo makyaj var. Birçok Müslüman kadının giyim şekli gelenek veya süsten dolayıydı. İçlerindeki imandan dolayı bir şeyler yaptıklarını söyleyemiyorsunuz. Müslüman erkekler ise Meksika’daki, Amerika’daki veya dünyanın herhangi bir yerindekiler gibi. Hiç farklı gelmiyordu. “Belki de onlar haklı” dedirtecek bir halleri yoktu. İçimde doğru yolu bulmaya ihtiyacım vardı. Kızıma doğru cevaplar vermek zorundaydım. Hıristiyanlığa inanan biri olarak yetiştirilmiştim ancak hep dua ediyordum. Tanrım beni doğru yola ilet diye.

Rüyayla gelen ilahi yardım

Yaklaşık üç Ramazan önce, Ramazan ayından birkaç gece önce bir rüya gördüm. Bu hayatımı tümden değiştiren bir rüya idi. Kendimi beyaz bir başörtüsü ve elbise içinde gördüm. Kendi kendime bir Müslüman gibi bakıyordum rüyamda. Küçük odamızda ve her iki yanımda iki tane kızım var vaziyette gördüm. Elimden tutmuşlar ve aynı benim gibi giyinmişlerdi.

Allah’a secde ediyorduk ve Arapça konuşuyordum rüyamda. Kur’an’dan bir bölüm okuyorduk. Çok etkilendim. Tanrıya ibadet etmenin en doğru şeklinin bu olduğunu düşündüm ve sağ tarafımda o anda küçük bir oda gördüm. Şeytanı gördüm. Odadan içeriye giremiyordu ve sadece orada dikilip durmuştu. Ateş saçan gözlerini ve kara suratını gördüm. Bana “Müslüman olma, İslam’a inanma. Hıristiyan veya her ne olmak istiyorsan ol” diyordu İspanyolca olarak. Ancak o anda “Euzubillahi mineş şeytanirracim” dedim, Arapça o cümle nasıl ağzımdan çıktı anlamadım. Ve birden rüzgârın esip gitmesi gibi, kaybolup gitti. İçinden korkmamam gerektiğini düşündüm. İki kızıma sıkıca sarıldım. Allah’a ibadete devam ediyorduk, secdeden kalkıyorduk. Defalarca Allahu ekber diyorduk. Secdelerden birinde “Subhane Rabbiyel ala” derken, kapıda “Allahu ekber” diye bir ses duydum, uyandım ve kendime geldiğimde “Allahu ekber” dedim.

Yüzde yüz emindim ki Allah soruma cevap vermişti. Doğru yolun, tek doğru yolun İslam olduğunu bildirmişti. Allah’a şimdi şükrediyorum, beni Müslüman yaptı. Bu ebedi ateşe gidişe engel olan İslam dini. Bir yıl değil, on, yüz, bin yıl değil, sonu yok bu ebedi ateşin.

İnşallah çocuklarımı gerçek Müslümanlar olarak yetiştiririm, çünkü onları çok seviyorum. Rüyadan sonra evimde örtünmeme vesile olabilecek ve varsa buldum, kapandım. O günden bugüne ve inşallah öleceğim güne kadar hep doğru yol üzerinde olmayı istiyorum.

Eşimin annesine o zaman nasıl Müslüman olabileceğimi sordum. Lütfen bana anlat dedim. Şahadet getirmemi sağladı ve üç gün sonra Ramazan geldiğinde hiç uyanmak istemediğim bir rüyada gibiydim. Oruç tutmaya da başladım o zaman.

Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


4/5/2009 - Ælfwine Mischler Müslüman olmuş bir Amerikalı


Ælfwine Mischler Müslüman olmuş bir Amerikalı. Dilbilimci ve İngilizce Öğretmeni.
 
Dostlarla ve yalnız Ramazan
 
Ælfwine Mischler'in iki Ramazan hatırası. Birini dostlarıyla, diğerini de yalnız geçiriyor ve farkı keşfediyor.
 
Benim ilk iki Ramazanım çok farklıydı ve bunların ikisini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dostlarla ilk Ramazanım

İlk Ramazanım 1982 yazındaydı. Tez konum üzerinde çalışıyordum. Güz dönemi sonunda iki yıldır yaşadığım apartman dairesinden taşınıp, iki tane yatak odasının olduğu bir daireye, beş Malezyalı arkadaşımla taşınmıştım. Böylelikle ilk Ramazanım diğer Müslüman topluluklarıyla iç içe geçti ve çok farklı bir Ramazan yaşamama vesile oldu. O yaz ev arkadaşlarımdan çok şey öğrendim. Çok kitap okuyarak değil ama onların tecrübelerinden ve özellikle de cömertliklerinden çok şey öğrenmiştim.

 Diğer Müslümanlarla birlikte olmanın mutluluğu

Ramazandan önce bile sabah namazını beraber kıldık, evde olduğumuz zamanlarda da akşamları beraber namaz kıldık. Beraber sahur yapıp, beraber orucumuzu açtık.

Güney Illinois'te yazlar çok sıcaktır-gün içinde yaklaşık 40°C- ama oturma odamızda klimamız vardı ve hafta içi çalıştığım ofisteki klimada sayesinde sıcaktan rahatsız olmuyordum.

Elimin altında sorularıma cevap verecek diğer Müslümanlar bulunması çok rahatlık verici bir durumdu. Orucun ikinci gününde iftara sadece birkaç saat kalmıştı ki, adet dönemimin başladığını fark ettim. Ev arkadaşım Şida, gülerek "Kulübe sen de katıl" dedi.

Orucumu bozmam mı gerekiyor şimdi? diye sordum. Benim için bir hayal kırıklığıydı ve daha sonra tekrardan oruç tutmam gerekecekti. Ama evet, öyle yapmam gerekiyordu.

İlk önce sahurda, iftardan kalanları bitirdik. Ama bir gün Ubeyde, benim diğer ev arkadaşım, Ballı ceviz yemeğini keşfetti. Neden ve nasıl olduğunu bilmiyorum ama geleneksel bir Malezya yemeğine benzeyen bu yiyecekten her sahurda yemeye devam ettik ve 23 yıl sonra bile ne zaman tahıl ve gevrek tarzı şeyler görsem Ubeyde aklıma gelir.

Bir gün ev arkadaşlarımdan biri ertesi güne kahvaltıya Malezyalı diğer ablaları davet ettiğini söyledi. "Sabah saat üçte misafir mi çağırıyorsunuz? diye sordum.
"Hayır, öğlenden sonraki iftar için dediler." "O zaman iftar deyin de ne demek istediğinizi anlayayım" dedim. "Kahvaltı benim için sabah vaktindedir."

Diğer yeni Müslüman olanlar ya da gayri Müslimlere bu kahvaltı ve orucun açıldığı vakit anlamında kullanılan breakfast kelimesi iyice anlatılmalıdır, yoksa sabah saat 8'de kahvaltıya davet edildiklerini zannedebilirler.

İlk Ramazan bayramı coşkusu

Ramazan bayramından birkaç gün önce neredeyse tüm günümü süslü kurabiyelerimden yaparak geçirdim. Çok işim vardı. Kurabiyelerimi ev arkadaşlarım beğenmediği zamanki hayal kırıklığımı tahmin edemezsiniz. Benim öğrendiklerime göre Malezyalılar çok sade ve az şekerli kurabiyeler tercih ediyor, bol şekerli çay içiyorlar.

Ama bugün Ramazan bayramından önce, çocuklarım ve ben bizi ziyarete gelen akrabalar için onlarca kurabiye hazırlıyoruz ama çok zaman alan o süslü kurabiyelerden değil.

O yıl sadece bir ya da iki kez Teravih namazı için camiye gittim. İmam, 20 rekât namaz kıldırınca çok yoruldum ve konsantre olmakta zorlandım.

Ama o Ramazanın sonuna yaklaştığımızda, o Ramazandan bir şeyler kazanıp kazanmadığımı sordum kendime.

Ramazanın son gecesinde yatsı namazını kılmak için camiye gittim ve namazdan sonra sessiz bir şekilde vakit geçirdim. Bu şekilde sessiz ve sakin bir şekilde vakit geçirebileceğim başka bir yer yoktu. O gün ablalardan da kimse yoktu. İmam bana "kardeşim bu gece teravih namazı yok" dedi. "Biliyorum ama biraz yalnız kalmak istiyorum" diye cevap verdim.

O Ramazan yeterince vakit ayırmamama rağmen, tümden mutlu bir anı oldu benim için. Bayramda diğer Müslümanlarla çok mutlu vakit geçirdik, namazlarla, ev ziyaretleriyle... Ve oruçla geçen bir ayı tamamlamanın mutluluğunu hissettim.

İkinci Ramazanımda yalnızdım

İlk Ramazanımın aksine, ikinci Ramazanım çok sıkıntılı geçti. Büyük bir şehirde tek başıma yaşıyordum ve hiç dostum yoktu. Geç saatlere kadar çalışıyordum ve akşam boş bir daireye yorgun argın gidiyordum. Evden çok uzakta olmamasına rağmen, arabam olmadığı için camiye gidemiyordum. Gece geç vakitte de otobüsle ya da yürüyerek dışarıda olmak pek güvenli olmuyordu.

Orucumu tuttum ama ilk Ramazandaki kadar kolay olmadı. Yalnız başıma sahura kalkmak hiç de hoş değildi. Oruç tutmak da daha zor gibi geliyordu. O zaman, bu zorluğun sebebi olarak düşünmüyordum ama Ramazandan altı ay önce geçirdiğim mononükleoz hastalığı bunun sebebi olabilirdi.

Tüm gün işteydim ve yüzde yüz eski sağlığım yoktu. Hastalandıktan ancak bir sene sonra kendimi iyi hissetmeye başladım.

Yaşadığım bölgede çok sayıda Müslüman olmasına rağmen yalnız bir Ramazandı benim için. Yaşa ve öğren. Kimseye tavsiye etmem.

Bayram namazına camiye gittim ama yabancı yüzler içinde kendimi yalnız hissediyordum.

İlk Ramazanımda birçok mutlu hatıram olmasına rağmen, ikinci Ramazanımla alakalı mutsuz bir ay var aklımda. Sadece hafta sonlarında bile olsa, yeni Müslüman olanlara diğer Müslümanlarla beraber Ramazanı paylaşmaları için gayret göstermelerini tavsiye ediyorum.

Diğer Müslümanlarla beraber iftar etmek topluluk bağlarını kuvvetlendirirken, beraberlik ruhunu da canlı tutuyor.

M. Hasan Uncular / TİMETURK

http://www.timeturk.com/Dostlarla-ve-yalniz-Ramazan-24993-haberi.html


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
























GÖZYAŞI FM (GÖRÜNTÜLÜ CANLI YAYIN)







GÖZYAŞI FM YAYININI İSTANBUL STÜDYOLARINDAN DİNLEMEKTESİNİZ....
Canlı Yayın Tel: 0212 444 0 131



TAM EKRAN SEYRETMEK İÇİN VİDEONUN ÜZERİNİ İKİ KERE TIKLAYIN